-->
Browsing Category " askerlik "

Askerlikte Çürük Alan Boy Kilo Oranları Nedir?

Kategori:
-
Her Türkiye vatandaşı askerlik görevini yapmakla mükelleftir. Askerlik aslında dışarıdan çok sıkıntılı gibi görünse de hatta o an askerlik yapan birisi için çok sıkıcı görünse de askerlik görevini yaptıktan sonra iyi ki bu görevi yapmışım diyeceksiniz. Aslında gerçekten askerlik gibi askerlik yapsak çok keyif verici bir hizmet. Ama genellikle bazı memur zihniyetindeki komutanlarımız dan kaynaklanan sorunlardan dolayı askerlik size çok sıkıcı gelebilir. Fakat orada yaşadığınız deneyimler, kurduğunuz dostluklar, başınıza gelen acı ve tatlı deneyimler askerlik bittikten sonra çok güzel anılar olarak aklınız da kalır.

Askerlik yapmanıza engel bazı sağlık sorunlarınız olabilir, Allah kimseye öncelikle böyle sağlık sorunları vermesin, Amin. Bu sağlık sorunlarından bir tanesi de Boy / Kilo endeksi, oranıdır. Eğer boyunuzdan fazla yada az kiloya sahipseniz askerlik eğitiminizde size çok sıkıntı çıkaracağından bu kişilerin askerlik yapılmasına izin verilmez. Aynı zaman da 150cm boyundan kısa olanlar ve 210cm boyundan uzun olanlar askerlikten muaf olduğu gibi boyuna göre kilosu fazla yada az olanlarda askerlikten muaf olur.

Askerlikte Boy Kilo Oranları Nedir?


Aşağıdaki tabloda yer alan boy ve kilo oranlarını inceleyerek askerliğe elverişli olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz.



Tablo da görüldüğü üzere örnekler verecek olursak 1. sıradaki 150cm boyunda olan bir erkek vatandaş için standart kilo oranı 55 KG'dir. Bu boya sahip birisi eğer 44 KG olursa yani 55 KG'den 10 KG daha az kiloya sahip olursa askerlikten muaf olur. Aynı zaman da bu vatandaş eğer 55 KG'den 30 KG daha ağır olursa yani 86 KG olursa bu kez de fazla kilodan askerlikten muaf olur.

Boy / Kilo Oranım Tablodakini Tutmuyor Çürük Alır mıyım?


Askerlikte boy kilo orantısızlığından dolayı direk çürük verilmez. Öncelikle tabloda yer alan boy kilonuz normalden az fazla ise yani üst sınır 180cm boyundaki birisi için 107KG'dir. Siz de bu kiloda iseniz size direk çürük vermezler, sizi askere alırlar orada kilo verip vermediğiniz gözlemlerler, bu süre içerisinde büyük ihtimalle acemi birliğinizi tamamlamış olursunuz, acemi birliğinde bu tür sorunlardan dolayı çürük almanız imkansıza yakındır, ancak usta birliğinde bu durum dikkate alınır. Ama 180cm boyundaki birisi 107 KG değil de 130 KG ise askere alınmadan direk ilk yoklama muayenesinde incelenmeye alınır ve kilo verilmesi için tavsiyeler verilip belirli bir süre sonra tekrar muayeneye gelmesi istenir.

Diyelim askere gittiniz, ustabirliğinizde askerliğinizi yapıyorsunuz, kendinizi aşırı kilodan revire sevk ettirirsiniz, revirdeki muayeneden sonra tabloda belirtilen kilolara sahip iseniz ve revir doktoru uygun görürse size kilolarınızı vermeniz için 2 ila 3 ay hava değişimi verir ve kilo vermenizi tavsiye ederek evinize yollar. Siz bu süre tamamlandıktan sonra tekrar ustabirliğinize dönersiniz, orada sizi tekrar muayene ederler ve yine kilolarınız sınırın üzerinde ise size ya direk çürük verilir, yada 2. kez hava değişimine yollarlar. 2. hava değişiminde de kilonuz da bir değişiklik yoksa çok yüksek oranda çürük verilerek askerlikten muaf olursunuz.

Tabi bu aşamlar da geçirdiğiniz süre neredeyse 7 ila 8 ayı bulmaktadır. Bu süre içerisinde biraz daha sabredip askerliğinizi normal şartlarda da tamamlayabilirsiniz.

Önemli not olarak sizi hava değişimine revir doktoru yollamaz, sizi askeri yada devlet hastanesine sevk etmekte, oraya sizi gerekli tavsiyeler içeren form ile yollamakta ve oradaki doktorun son muayenesinden sonra hava değişimine yollanırsınız.

Hava Değişimleri Askerliğimden Düşer mi?


Askerlikte 12 ay askerlik yapan askerler için sağlık sorunları ile alınan hava değişimi izni 30 Gündür. 30 günü aşan her hava değişimi askerliğinizin uzamasına neden olur. Yani 2 ay hava değişimi alan bir asker 12 ayda askerliğini tamamlaması gerekirken 13 ayda tamamlar. O yüzden hava değişimi alırken bir kez daha düşünün.

Askerlik notları #Askerlik Bitti

Kategori:
-
Geçen yıl Kasım ayın da Balıkesir Bakım Eğitim merkezinde acemi eğitimimizle başladığımız ve usta birliğinde Ankara / Çankaya Kara Harp Okulunda devam ettirdiğim askerliğimi dün itibariyle çok şükür tamamlamış durumdayım. Darısı askerliği devam etmekte ve askere gideceklerin başına.

Askerlikte cep telefonu kullanma, Askercell

Kategori:
-
Askerlikte cep telefonu kullanma, Askercell

2015 yılı ile birlikte askerlikte birçok değişikliklere gidildi. Birçok yeni kurallar geldi ve bu asker açısından bakıldığında fazlasıyla dezavantajlı bir hale geldi. Herkes anlatır doğuda askerlik yapanların cep telefonu, mp3 çalar, tablet, bilgisayar vs. gibi elektronik cihazları kullanmakta fazla zorluk çekmediğini, komutanların çok fazla sıkmadığını söylerler. Ama batı taraflarında ve en önemli olan Türkiye'deki erbaş askerin yaklaşık 3'te 1'inin askerlik yaptığı Ankara'da bu cihazları kullanmak imkansıza yakındır.

Askeriye içerisinde akıllı telefon kullanım oranları ciddi oranda arttığını askerlerden fazla komutanlar bilmekte. Ayrıca askeri düzen de askerin piskolojisi düşünülerek buna göz yuman bir sistem var, daha doğrusu geçen aya kadar vardı. Askerler cep telefonlarını askeriyeye getirdiklerinde bölük astsubayına devreder, onlarda çanta denilen bir sisteme telefonu dahil ederlerdi. Bu çanta hafta içi komutanın gözetiminde kalır, komutan dilediği zaman çanta içerisini ve telefon kayıtlarını inceleyebilirdi. Çanta, hafta sonları olduğunda içindeki telefonlarla birlikte bölük yazısıcısına teslim edilir ve çarşıya çıkacaklara kullanmaları için telefonları çarşıya çıkış esnasında verilirdi. Bu çanta sayesinde nizamiyelerden kayıtlı telefonların dışında ki telefonlar kolayca geçirilerek askerin içeriye telefon sokması kolaylaşırdı.

Bu durum üzerine çaresiz kalan askeri düzen yeni bir düzenlemeye giderek Askercell adında bir telefon hattı çıkartıp bunu zorunlu hale getirerek çanta sistemine son verdi. Askercell 5 adet cep ve 2 adet sabit numara aramaya programlı ve hafta içi gündüz 08:00 - 18:00 saatleri arasında otomatik olarak aramalara kapalı bir hattır. Belirtilen numaralar dışında hiçbir numarayı arayamaz. Ayrıca bu Askercell'i kullanabilmek için kamera, ses kaydı, radyo vs. gibi özellikleri olmayan cep telefonu şartı getirildi.

Artık Askercell sayesinde askere gelirken getirdiğiniz akıllı telefonlar çantaya ilave ediliyor ama çanta artık bölük yazıcısına verilmiyor. Askercell olmayan telefonlar siz askerliğinizi bitirene yada kanuni izne çıkana kadar kesinlikle size verilmiyor. Çarşıya çıkarken üzerinizde sadece askercell hattına sahip telefonların çıkarılmasına ve içeri sokulmasına izin veriliyor. Askercell'li olmayan cep telefonları nizamiyeden kesinlikle sokulmayarak gerekli görüldüğü takdirde komutanlar tarafından parçalanabiliniyor. Eskiden çarşı dönüşlerinde aramalar da esneklik mevcutken şimdi çok sıkı hale getirilmiş durumda, xray cihazlarından bile geçirilerek arama yapılabiliyor.

Nizamiye de yasak telefon yakalatmak askerlik uzatma cezası gerektiriyor


Önceden nizamiyeden girerken ceptelefonu yakalatınca dışarı çıkarılınıyordu yada telefona el konuluyordu, daha fazla bir işlem çoğunlukla uygulanmıyordu. Özellikle Ankara olmak üzere artık çarşı dönüşü nizamiyeden girerken size üzeriniz aranacak komutan tarafından üzerinizde telefon olup olmadığına dair yasal uyarı yapılıyor, siz olmadığını belirttiğiniz halde üzerinizde telefon yakalatırsanız hapı yuttuğunuzun resmidir. Yakalattığınız takdirde 7 ile 15 gün arasında askerliğinizin uzatılması an meselesi. Ayrıca bulunduğunuz yerden sürgün edilmenizde an meselesi.

Askercell nasıl alınır, kullanım şartları, alanları nelerdir


Askercell şimdilik sadece Turkcell tarafından satılmakta. Askercell de sadece konuşma ve mesajlaşma özellikleri bulunmakta. Tabi bunlarıda Turkcell bayilerinden veya müşteri hizmetlerinden tanımlatabileceğiniz 5 adet cep numarası ve 2 adet sabit yada yurtdışı numarası ile görüşebiliyorsunuz. Askercell hafta içi saat 08:00 ile 18:00 arasında görüşmelere otomatik olarak kapanıyor ve diğer zamanlarda açılıyor. Görüşmeye açık olup olmadığını *199# numaraları tuşlanıp sorgulama yapılabiliyor. Fakat SMS gönderme her an yapılabiliyor. Arama paket ücretlendirmesi olarak makul fiyatları mevcut.

Askercell'i cep telefonu normalde askerde sürekli kalması gerekebilir ama bazı bölüklerde komutan hafta içi mesai saatleri içerisinde telefonun kendisine teslim edilmesini ve mesai bitimine yakın gelip geri alınmasını söylerek telefonları bu sürelerde el koyuyor.

Askercell'i bir telefonla görüşme yapmak için bölük binalarında herkese açık alanlarda konuşma serbest, diğer noktalarda da birşey dediklerini görmedim ama biz askerlere bildirdikleri bu şekilde.

Askercell hattı almak için bayiye gittiğinizde sizden askeri kimliği istemiyor fakat normal nüfus kimliğiniz yanınızda olmak zorunda. Halihazıda asker olan kişilerin kimlikleri bölük astsubayında durmakta, bu yüzden askercell alacağınızda kimliğinizi durumu belirterek komutandan istemeyi unutmayınız. Askercell alabilmek için asker olma zorunluluğunuz yok, yaş sınırlamasıda yok.

Askercell hattı ücretli mi?


Var olan hattınızın tarifesini askercelle çevirerek ücretsiz geçiş yapabilirsiniz. Yalnız yeni bir hat ile askercelli olmak istiyorsanız, yeni hattın bedelini sizden o an da tahsil etmekteler. Örneğin yeni bir telefon hattı atıyorum 34 TL ise bu ücreti sizden alıyorlar.

Askercell hattımı Kıbrıs'ta Kullanabilir miyim?


Evet, Askercell Kıbrıs'ta geçerli. Turkcell'in KKTC Turkcell firması sebebiyle ve Genel Kurmay Başkanlığı anlaşması ile askercell hatları aynı Türkiye içinde görüşme yapıyormuş gibi Türkiye'den Kıbrıs'a, Kıbrıs'dan Türkiye'ye aynı görüşme fiyatlarıyla aranmaktadır. Ayrıca askercell hattınızı Kıbrıs'a gitseniz bile uluslararası dolaşıma açtırmanıza gerek yoktur.

Kıbrıs Askercell hakkında daha fazla bilgiyi Turkcell'in Kıbrıs resmi web sitesinden öğrenebilirsiniz: http://www.kktcell.com/paketler/faturasiz/askercell

Askerlik notları #Usta Birliği

Kategori:
-
Bildiğiniz üzere Kasım 2014'te Balıkesir Çavuş Eğitim okulunda acemi birliğine katılarak askerliğime başlamış ve acemi birliğimi tamamladıktan sonra genel olarak acemi birliğinde yaşadığım deneyimlerimi Askerlik notları #Acemi birliği eğitim süreci isimli yazımda aktarmıştım. Usta birliğim Çankaya / Ankara Kara Harp Okulu'na çıkmıştı. Usta birliğimin Ankara'ya çıkmasının ardından birçok arkadaşım işin zor dedi, harbiden de dedikleri gibi çıktı.

Usta birliğimde 2 ay nasıl geçti?



Bazı komutanlarımız bile zaman zaman arkadaşlarımıza söylüyor, örneğin birisi beni gönüllü olarak doğuya sürün komutanım diyor, komutanın cevabı ise ben seni doğuya gönderip neden ödüllendireyim oluyor. Usta birliğine katılalı 4-5 gün sonra tam 2 ay olacak. 2 ay içerisinde Ankara'dan sürülmek için yapabildiğimi yaptım ama kâr etmedi, fakat dün bir miktar sonuç aldım ve biraz daha rahat bir kademeye sürüldüm.

Kısaca usta birliğine katıldıktan sonra yaşadıklarıma deyineyim; Usta birliğime gitmeden önce arkadaşlarım diyordu ki yazıcı ol, yazıcı ol. Amaa aralarından bir iki tanesi de diyordu ki yazıcılık iyidir ama yerine göre, eğer berbat bir yere denk gelirsen hayatından bezdirir, harbiden dedikleri gibi de oldu. Cuma günü teslim oldum, 23 kişiden oluşan Bakım Takımına katıldım. Bütün eski askerler yanıma geldi, hoş geldin falan filan, işte nerelisin?, mesleğin ne falan filan derken işte bilgisayar sektöründe olduğumu duyunca hemen yeni yazıcı sensin galiba demeye başladılar. Ya bende olur falan diyip geçiştirdim. Oysa usta askerlerden hali hazırda yazıcı olan arkadaş dışında yazıcı olmaya el verişli 2 asker daha var bu 23 kişilik ekip içerisinde. Neyse hafta sonunu gazinoda televizyon izleye izleye geçirdik ve Pazartesi kademeye çıktığımda takım astsubayımız mesleğimi sorduktan sonra bu yeni yazıcı olsun dedi. Yazıcı olabilecek, komutanları ve işi çok iyi kavramış 4/3 askerler olmasına rağmen eden bu kadar kolay olduğuna şaşırmadım değil. İşin kokusu sonradan ortaya çıktı. Bizim 23 askerden oluşan Bakım Takımında tam 1 üstteğmen, 14 astsubay ve 1 uzman çavuşdan oluşan komutanda vardı. Yani neredeyse adam başına 1 komutan düşüyor. Hele ki takım astsubayımız tam bir dansöz, felaket oyuncu ve kişiliksiz. 2 aylık usta birliğini bana zindan gibi geçirtti. Ben başka bir yere gitmek istediğimi söylediğimde bırakmayacağını belirtti. Bende tek çareyi komutanlara zıt gidip karşılık vermekte buldum. En son izne giden Albay'a vekillik eden Türker adında takıntılı bir Yarbay'la tartışınca bizim astsubay başımı yakacak deyip beni araç kademesine transfer ettirerek gönderdi, bende bu eziyetten kurtuldum. Şimdi geri kalan günlerimi hayırlısıyla burada geçirmeye çalışacağım Allah'ın izni ile.

Neden Ankara'da askerlik yapmak zor?



Komutanların çok olması



Ankara'nın neresinde görev yapan askere sorarsanız sorun, en çok komutan çokluğundan şikayet ederler, hatta komutanların büyük çoğunluğu yüksek rütbededir. Örneğin bizim kademenin yaklaşık 500-600 mt ilerisinde ASEM denilen (Atlı Spor Eğitim Merkezi) isminde bir birlik var. Burada ki komutanlar ortalama bin başından oluşuyor ve onlarca, arasında yüzbaşıları saymıyorum bile.

Ya Rütbeli Eğitim Merkezi yada Bir Yönetim Merkezi olması



Ankara'da bir bakmışsın Kara Kuvvetleri Komutanlığına düşmüşsün, generallerin, paşaların içinde görev yapıyorsun, bir bakmışsın Deniz Kuvvetlerindesin, bir bakmışsın havacı vs. ne olursa olsun hemen hepsi üst düzey askeriye olması ve haliyle metre kareye bolca düşen komutan olması insanı askerlikten bezdirmeye yeter.

Disiplinin Her An Üst Seviyede Olması



Ankara'da tüm komutanlar bir üst komutanından o kadar çok korkuyor ki en ufak bir fırça yememek için bin takla atıyor. Örneğin sabah sıra halinde kadememize giderken her an karşımıza sabah sporunu yapan Tümgeneral çıkacak diye astsubay üçbuçuk atıyor. Haliyle Tümgeneralden bir fırça yememek için yakalarımız inik, kıyafetimiz düzgün, sakallarımız traşlı, botlarımız boyalı, yürürken hizalı ve bazen uygun adımda götürüyorlar. Bu kadar titizlik onları kurtarıyor ama askeri fena şekilde bunaltıyor.

Bir başka örnek vermek gerekirse, örneğin koğuş bölgesinde dinlenirken bir kaç yüz ötedeki bir binayı denetleyeceği haberini duyan komutan hemen alarma geçiriyor ve dinlenmeye çalışan askerleri hemen toplayıp etraf temizliği yaptırıyor. Aslında arada bir olsa hadi neyse ama haftada temiz 1-2 kere bu işi yapıyoruz. Çalıştığımız yerde gene aynı durum. Dün mesela Tüm general kadememizi ziyaret edecek dediler ve tüm her yeri sabunla yıkadık. 94/1'ler diyorki biz bu lafları 1 senedir duyuyoruz ama bir defa geldiğini görmedik. Anlayacağınız hiç gelmeyen ama binde bir gelme ihtimali olan bir komutan için bile sürekli askere yüklenip sıkboğaz ediyorlar.

Ankara Halkının Buz Suratlı Olması



Ankara da yaşayan insanlar o kadar odun gibiler ki, o kadar kalabalığın içinde gülen insan görmek oldukça zor bir durum. Havası zaten sürekli boğucu. Bir asker olarak hem tarih, hem mekan, hem doğa açısından gezecek yerlerde çok kısıtlı. Özellikle yiyecek fiyatları tam memura göre düzenlendiği için bir askere maddi açıdan oldukça ağır gelecek seviyede.

Usta Birliğimize Katıldığımızda Ne Yapmamız Gerekir? Mesleğimizi Ne Söylememiz Gerekir?



Usta birliğinde bana göre ilk başta ne iş yaptığınızı kesinlikle söylemeyin. Hangi iş iyi olduğunu söylerlerse söylesinler, gözünle görmeden, hangi komutan iyi hangisi kötü deseler bile onu gözünle görmeden hiçbir özelliğini göstermemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Örneğin ben 2 ay yazıcılığa Kıl Astsubay'ımızın yanında dayanamadım ama koğuş arkadaşımın arkadaşı Trabzon'da bir karakolda yazıcılık yapıyor. Çocuk diyor ki ne nöbet, ne içtima, ne eğitim, ne mıntıka, hiçbirşey yok. Başımızda 2 astsubay 1 uzman var, onlarla da kanka gibiyiz, acayip rahat geçiyor diyor. Yani başındaki komutan çok önemli ve bulunduğun yerdeki iş düzeni. Hatta bu bahsettiğim koğuş arkadaşım ile o Trabzonlu ocak ayında polisliği kazandılar. Daha emir gelmeden Trabzon'dakinin komutanları bunu duyar duymaz çocuğu o gün kanuni izne çıkartmış eğer geçici terhis emrin gelirse biz çıkartır sana yollarız diyip çocuğu göndermişler. Ama bizim kıl komutanlar bizim arkadaşı tam 6 gün çocuğu oyaladılar, en son genel listede adını görünce korka korka terhis ettiler. Yani adamlar ufacık birşeyden bile korkuyorlar çarpılacaklar diye, bunu da haliyle askerlere yansıtıyorlar.

Kısaca usta birliğinize katıldığınızda kesinlikle ortamı tanıyana kadar meslek söylemeyin. Ayrıca Ankara'ya düşerseniz buna çok daha dikkat edin.

Diğer bir husus ise Cep telefonu. Üst devreler genellikle cep telefonunuza el koyup size bir müddet kullandırmazlar, bu yüzden onlara hiçbir zaman telefonunuzu vermeyin, gizlide olsa kullanın, yada bir müddet telefonunuzu oraya götürmeyip daha sonra kargo ile telefonunuzu istetin.

İlerleyen günlerde Usta birliğinden daha detaylı bilgiler iletmeye devam edeceğim İnşallah.

Askerlik notları #Acemi birliği eğitim süreci

Kategori:
-
5 Kasım'da askere gidiyorum diye bir yazıyla sizlere veda etmiştim. 6 Kasım'da Baslıkesir Kara Kuveetleri Komutanlığı Piyade Çavuş Eğitim bölüğüne katılarak askerliğe başlamıştım. Yaklaşık 22 gün süren acemi eğitimimi bitirip dinlenmek üzere evime geldim. Bu 22 günde neler yaşadığıma kısaca bir değinmek ve acemi eğitimine gidecek askerlerimize önerilerde bulunmak istiyorum.

[caption id="attachment_3645" align="alignnone" width="700"]Askerlik notları #Acemi birliği eğitim süreci Not: Fotoğraf çekecek aletim olmadığı için fotoğrafı bir başka kişinin videosundan aldım. Stad aynı stad ama tarih 2009 olması lazım.[/caption]

Askerliğini yapanlar askerliğini yapmayanlara bir sürü şeyler anlatır, yok şöyle olur yok böyle olur diye ama hemen hemen hepsinin gittiğiniz yerde hiç olmadığını görürsünüz. Kısaca her askerlik bölgesinin zamana ve insanlara göre değişen kuralları, eğitimleri, zorlukları var. Bu sebeple anlatılanların büyük kısmına kulak asmayın. Bende anlatılanın çok dışında bir acemilik yaşadım.

Diğer Konular, Bunları da Oku :





Acemi birliğim K.K.K. BKM.OKL. VE EĞT. MRK. K.LIĞI/BALIKESİR MERKEZ



Sevk Tarihi, Katılış Tarihi:



Öncelikle sülüste yazan tarih konusunda bir kazık yedim. Sülüste sevk tarihi ve katılacağı tarih şeklinde iki ayrı tarih vardı. Bu şekilde yazmak 94/4 dönemimde ilk defa uygulanmaya başlamış. O yüzden çok kişinin kafası karışmış durumda. Sevk tarihim: 06 Kasım'dı katılış tarihim ise 08 Kasım'dı. Bende eğer 06 Kasım'da gidersem 2 gün erken askerliğimi bitireceğim diye düşünüp gittim. Meğer zaten askerliğim 06 Kasım'da başlamış, 7 Kasım'da da teslim olsam, 8 Kasım'da da teslim olsam gene 6 Kasım'da askere başlamış sayılıyormuşum. Böylece erken gidip 2 gün fazladan askerlik yapmış oldum. Keşke 8 Kasım'da gitseymişim. Sizlerde eğer böyle birşeyle karşırsanız son günde gidin, hatta akşam 16:30-17:00 gibi gidin. Hiçbir şey yapmadan direk birliğinize gider yemek yer sonra da akşam içtimasına kadar serbest bırakılırsınız.

Ben akşam 7 gibi oraya vardım. Nizamiyede bir katılış formu doldurmam gerekiyormuş, bunu kimse söylemediği için doldurmadım. Revire götürüldükten sonra birlik binasına götürdüler ve eşyalarımı bir yere bırakıp içtimaya geçtim. İlk günlerde kimse kimseyi tanımadığından herkes balık gibi etrafa bakınıp duruyordu, bende öyle yaptım. İçtimamız alındı ve geçici odalarımız verildi.

Kayıt işlemleri, Aşı, Elbiseler ve Ayakkabıların Alınması:



Her zaman derlerki askerliğin ilk gününde gece yarısına kadar kayıt işlemlerin sürer, uykusuz uykusuz yatağa gidersin bir iki saat uyursun pat usta askerler koğuşlara girer bağıra bağıra ana avrat söve söve herkesi yataklardan kaldırıp apar topar bölük önüne toplarlar derlerdi ama hiç böyle birşey olmadı, olduğunuda sanmıyorum. Akşam 5'ten sonra hemen hemen birçok resmi işlemi orada bırakıp ertesi gün devam ediyorlar. Sabahlarıda normal uyanış saati olan 06:30'a kadar kimse size dokunmuyor. Bizde kalktık ve giyim-temizlik hazırlıklarımızı yaptıktan sonra sivil elbiselerle bölük önüne inip bundan sonra günde en az 6 defa ortalama 10 defa karşılacağımız sıraya dizilip defalarca sayılma işine geçtik. Eğer çömelerek oturmakta zorlanıyorsanız askere gelmeden önce bir kaç ay alıştırma yapıp kendinizi hazırlayın yada yere oturmak için altınıza birşey ayarlayın. Aksi takdirde çok zorlanırsınız.

Acemilik kayıt işlemleri:



Neyse kahvaltı için sıraya sokulup yemekhaneye gittik ve askerlikte ya bir yılan hikayesi olan yada tarihte kalmış olan acemilikte yemek süresi 5 dkdir gibi şeylerin olmadığını gördük. Herkes yemeğini alıp ne kadar sürede yiyebiliyorsa yiyip dilediği vakit yemekhaneden çıktı. Yemeklerimizi özel şirket veriyordu ama şu yaşıma kadar yiyebileceğim en rezil yemeklere onlar imza attılar diyebilirim. Yani kasti böyle yapmış gibiler, yoksa o yiyeceklerden daha lezzetli yemeği sivilde çok yerde yiyebilirsiniz. Mesela en basitinden çayın tadını bir müddet unutabilirsiniz. Yemekten sonra sabah içtiması için tekrar dizildik ve kayıt işlemleri için sıra halinde nizamiyenin yolunu tuttuk. Evraklarımızı hazırladık, iğnelerimizi vurulduk, sonra kayıt işlemlerimizi tamamlayıp birliğimizin belli olacağı son ana geldik. Dedikya ilk geldiğin gün nizamiyede bir katılış formu dolduruluyormuş. Benim ilk gün bu form doldurulduğunda haberim olmadığı için ve girişteki elemanlar beni böyle bir durum hakkında uyarmadığı için eksik evrak yüzünden 150-200 kişi içinden astsubaylardan biri fena fırçaladı. Böyle birşeyden haberimiz yok desekte önce kâr etmedi sonra tabi normal karşıladı. Hemen gidip formu doldurup sıramıza geri geçtik. Sizlerde sürekli diğer arkadaşlarla formlarınızı karşılaştırıp onda olupta sizde olmayna formları bir an önce temin edin.

Aşı:



Askerlikte 23 yaşın üzerindekilere 3, altındakilere 2 iğne vuruyorlar. İğnelerden birisi sanırım tetenoz iğnesi. Vurulurken azcık canın yanıyor ama asıl acısı 2-3 gün süren bir kol ağrısı. İğnenin vurulduğu tarafa birkaç gün yatamıyorsunuz.

Elbise ve ayakkabıların alımı:



Elbiseleri kilo ve boyunuzu söyleyince size en uygun olacak bir şekilde vermeye çalışıyorlar ama çoğu kez sorun oluyor. Ben 1,78 boy ve 96 kiloyum dedim ama verdikleri elbise çuval gibi geldi. Kış döneminde olduğumuz için önce kışlıkları verdiler. Kışlık botlarda ise 45 numara gidiyorum dedim görevli 48 numara verdi biraz bol geldi. Ama benim işime yaradı. O yüzden siz ayağınız 45 ise 47 alın. Spor ayakkabımı 45 numara verdiler fakat yanlardan ciddi manada sıktı. Yazlık elbiseleri ise yemin törenine birkaç gün kala veriyorlar. Yazlık botuda 45 numara aldım ayağıma tam oturdu. Elbiseleri alıp hemen üzerimize giydik. Ardından fotoğraf çekimine geçtik. Fotoğraf çektirirken sakalınız ve saçınızın kesilmiş olması şartı var. O yüzden traşınızı kesinlikle dışarıda güzelce olun sonra gidin. Çünkü orada o kalabalıkta gelişi güzel saç traşı yaparlar hoşunuza gitmez. Zaten dışarıda kestireceğiniz saçınız acemilik bitene kadar azcık büyüyor böylece izne giderseniz sizi birazcıkta olsa şekil verebileceğiniz bir saç haline geliyor.

Gitmeden önce götürmeniz ve götürmemeniz gerekenler:



Size her türlü şeyin askeriyede zaten verildiği söyleniyor ama traş malzemeleri, sabun, şampuan, tırnak makası, defter kalem, saat vs. gibi şeyler verilmiyor. O yüzden muhakkak bu malzemelerinizi alın. Eğer pek sık traş olmayan biriyseniz traş sonrası yüz bakım kremide götürün yoksa suratınız kavlamış deri parçalarıyla kaplanabilir. Eğer şampuan verirlersede Elenor adında tarihi 4 ay geçmiş bir şampuan verdiler, çok berbat çıktı, ama sabun vermediler gene. Hemen herkes cep telefonlarından saate bakmaya alıştığı için oraya giderken saat almak akıllarına gelmeyebilir ama askeriyede saat çok önemle şart. En ufak bir yere geç kaldınızmı azarı ve cezası çok canınızı sıkabilir. Ağrıkesici hap götürün ama girişte vermeyin. Çünkü izin dışında ilaç kullanımı yasak. Ama ilk günler ciddi baş ağırısı çekebilirsiniz, o zaman ağrı kesici alamazsınız. Başınıza birşey gelir diye vermiyorlar, haklılarda ama o ağrıyada başka çözüm üretmek zor.

Bozuk para götürün. Tadının neredeyse hiç anlayamayacağınız içeklerle doldu içeçek makinesi ve ülkerin nefret edeceğiniz birkaç çikolata, gofret ve bisküvilerinin olduğu makineler bozuk para ile çalışıyorlar. Kantinde ise para geçmiyor sadece orada verilen bir kontür yüklenip alışveriş yapılabilen bir kantin kartı ile birşeyler alabiliyorsunuz yada Ziraat Bakasının kredikartı ve bankamatik kartı ile alabiliyorsunuz. PTT kartı henüz geçmiyor ama ileride anlaşma yaparlarsa olabilirmiş. Askerlik namına eksik olan hemen herşeyide orada ancak kantinden alabiliyorsunuz.

Elbise götürmeyin, üzerinizde ne varsa öylece gidin ve öylece geri gelin. Çünkü hastaneye gitmeyecekseniz acemiliğiniz bitene kadar hiç sivil giyinemiyorsunuz, bu da hamallıktan başka birşey olmuyor. Ben telefon götürmedim ama götüren çok kişi olduğunu gördüm, yalnız burada telefon yakalatanlara olarak yüksek ihtimal tutanak tutulup dosyanıza eklenebilir. Ankesörlü telefonlar var onlarla idare ediverin.

Askerlikte Acemi Eğitim Süreci:



Ben çavuş adayı olarak yaptığım için eğitimleri bunun üzerinden anlatacağım. sizlere 21 günde pek eğitim veremiyorlar. Çünkü 21 günün neredeyse 7 günü full evrak işleri, yürüyüş işleri vs. ile geçiyor, geriye kalıyor 14-15 gün. Bu sürede de size verebilecekleri pek bir eğitim kalmıyor ancak temel bilgileri hızlandırarak anlatıp geçiyorlar. Uygulamalı olarak pek bir eğitim alamıyorsunuz. Uygulamalı olarak aldığımız eğitimlerden birisi silah tutma şekilleri, bu da çok lazım olduğu içindir belki, diğeride Tek Er muharebe savaş eğitim. Teker muharebe eğitimi 75 ve 90 günlük acemilik döneminde en çok detaylı verilen eğitimlerdenmiş ama biz sadece 2 gün bu eğitimi aldık. Bu eğitimde savaş alanında yürüyerek, koşarak, eğilerek, emekleyerek, sürünerek ve sıçrayarak ilerleme taktiklerini alıyorsunuz. Eğer bu eğitimi ciddiye almayıp sallabaş yaparsanız çok acı çekebilirsiniz, o yüzden ciddiye alarak yapmanız gerekmekte.

Bu dersler dışındaki neredeyse bütün eğitimler gene bu eğitim alanlarına götürülük oturduğun yerden dinlediğin eğitimlerden oluşuyor. Aslında bu kadar kısa bir süreç olduğu için en çok önem verilen eğitim yürüyüş yapmak ve marş söyleme eğitimidir. Burayı ekip olarak iyi yaparsanız çok kebap bir acemilik geçirebilirsiniz, eğer yapmazsanız bir ızdıraba dönüşebilir.

Askerlikte en çok bunaltan yer sayılma anları:



Acemilik sürecinde günün 5/2'si sayılamaktan oluşuyor. Bu anlar o kadar bunaltıcı anlar ki adama firar bile etirir. O yüzden şunun tüm acemilerin iyi bilmesi lazım ama çoğu çocuk kafalı oldukları için nedeyse hiç iplemiyorlar ve çok eziyet görüyorsunuz. Yemeğe gideceğiniz zaman, banyoya gideceğiniz zaman, revire gideceğiniz zaman, dersaneye gideceğiniz zaman, eğitim alanına gideceğiniz zaman, yürüyüşe gideceğiniz zaman, içtima zamanları kısaca askerlikte ne yapılacaksa önce herkes takımlar ve mangalar halinde hiza istikamet alınmış şekilde eksiksiz sıralanır, sayılır, sonra o an görevli komutana imzalatıldıktan sonra gidilecek yere götürülür. Geri getirildiğinde ise gene aynı işlemler yapılıp sıraya alınır eksik varmı yokmu kontrol edilir.

İşte bu süreç normalde en fazla 5 dakika alacak bir işlemken, çocuk kafalı diye tabir ettiğim (daha doğrusu kendini akıllı sanan mallar veya gerçekten mal olanlar dersem hakaret olur) bu yüzden çocuk kafa diye belirttiğim kişiler sayesinde ortalama 30 dakikalık bir işleme dönüşüyor. Zaten günde en az 6 ortalama 10 civarın böyle birşey olduğu için günde 6 saate varan bir sürede çömelmiş vaziyette bekliyorsunuz.

Neden böyle oluyor?



Kural şu, sırada konuşulmaz, sigara içilmez, hizasıs durulmaz. Ama millet biraz yanındakiyle samimi olunca susmaksızın konuşuyor, sus denilse bile gene konuşuyor, birde araya sus sus diyenler girince tamamen zıvanadan çıkıyor. Diğer bir sebep heran sigara yakan zırtapozlar. Komutan sigara içmek serbest demediği sürece sigara içmek yasak, ama bunu takmayan çok kişi oluyor, buda hem daha fazla bekleme hemde çök kalk cezasına sebep oluyor. Ulan 2 dk sabredip sussan sigara içmesen zaten sayıyı alıp serbest bırakıcaklar, sigara içmene izin vericekler ama gel görki birçok kişi bunu düşünmüyor.

Diğer bir kural sayı tam olmak zorunda. Eğer bir kişi bile yoksa gelene kadar genelde tüm takımlar olduğu yerde bekletilir. Bu duruma neden olan şeylerden birisi saatinin olmaması diğeride ziyaretçisi gelenler çavuşa ismini yazdırmadan ziyaretçi parkına gitmesidir.

Önerim şudur ki, oraya ilk gittiğinizde kalkın ve açık açık tüm bölükle konuşun. Bakın böyle böyle olunca böyle zararlar göreceğiz, eğer görmek istemiyorsak sayı alınana kadar susalım ve sigara içmeyelim, hizamıza girelim ve vaktinde içtimaya gelelim diye uyarıda bulunun, eğer hak verirlerde bunu uygularlarsa çok rahat bir acemilik sizi bekliyor demektir.

Banyo ve çamaşır yıkama:



Bizim askeriyede acemilerin haftada 2 gün banya günü vardı. Her bölüğe 2 saatlik bir süre ayırıyorlar. Dilediğin kadar banyo yapma hakkın var ama en son çıkanlar banyoyu temizlediğ için herkes biraz su vurup çıkmanın peşinde oluyor. Fakat haftanın 7 günü sabah 05:00-06:00 arasında temel ihtiyaç banyosu var, burada dilediğiniz gibi banyo yapabiliyorsunuz.

Çamaşır yakama için size kantinden bir set satın aldırtıyorlar. Bu sette temiz çamaşır torbası, kirli çamaşır torbası, temizlik malzemeleri çantası vs. gibi çeşitli şeyler varmış. İşte bu torbaya kirli çamaşırlarınızı koyup yıkamaya vermeniz gerekiyor. Fakat acemilikte kimse çamaşırlarını yıkatamıyor. O yüzden bu kısmı aklınızdan çıkarmanız lazım. Ben iç çamaşırlarımı banyo yaparken ayaklarımın altına atıyor ve banyomu yapakren iyice orada eziyordum. Çıkarkende sabun, şampuan ne varsa sürüp yıkayıp iyice sıkıyordum. Sonra kaloriferin üzerine atıp kurutuyordum. Sizde bunu yapabilirsiniz.

Usta birliğim ne zaman belli oluyor?:



Usta birliğiniz dağıtımınıza 1 hafta kala belli oluyor. Yani cuma günü dağıtımınız varsa bir hafta önceki cuma belli oluyor.

Atış eğitimi:



Atış eğitimine eğer komando değilseniz, sadece sınır karakollarına düşenlere atış eğitimi yaptırıyorlar. Onlarda 9 adet atış yapıyorlar. Daha önce hiç silah kullanmadıysanız da korkmayın. Yalnız tabanca yada av tüfeğiyle ateş ettim bana bişey olmaz diyede kendinize güvenmeyin. Atışlarınızı G3 piyade tüfeğiyle yaptırıyorlar. Bize askerlikten önce arkadaşlarımız hep şunu söylüyordu. Atış yaparken silahı omzuna sıkı oturtmazsan teper gözüne gelir, bilmem yüzünü morartır, kaşını açar falan gibi şeyler söylüyorlardı. Benim bu anlatımdan anladığım seni öküz tepmiş gibi tepecek oluyordu. Meğer öyle değilmiş. Silahı omzuna sıkı sıkıya yapıştırmana kendini kasmana gerek yokmuş. Yapman gereken silahın dipçiği ile omzun arasında boşluk kalmaması. Hafifden geriye çekiceksin ve omzunu sanki ileriden arkadaşın azıcık seni itecekmiş gibi sıkı tutacaksın. Yani biri önden itelerse kolun geriye gitmesin diye. Yani böyle yaparsan fazla teptiğini bile anlamazsın.

Diğer dikkat etmeniz gereken kuralsa atış yaparken ağzınızı açık tutmak. Eğer bunu yapmazsanız ciddi bir kulak çınlaması ile karşı karşıyasınız. G3 o kadar çok ses yapıyor ki insanı bu ses biraz tedirgin ediyor. Bizim arkadaşlar arasında babası polis olan ve çok çeşitli silahlarla atış yapmış olan arkadaş bile bu sese hayret etti. Bunu tetikleyen bir diğer unsurda poligonlar arası konulan ayırma tahtaları. Yalnız şunu söyleyeyim, atış yapmak insanı çok rahatlatıyor. O ana kadar ben bu askerliğe ne hata yaptımda geldim demekle meşgulken o atışı yaptıktan sonra sizi bir rahatlama, heyecan ve istek sarıyor. Ama ne yazık ki bu son atışınız olabilir. Çünkü askeriyelerimizde en çok yapmamız gereken eğitim eğer olursa acemilikte 9 mermi bide ustalıkta 6 yada 9 mermi atmak. Dahası yok.

Atışlarda iyi isabet almak için ise çok önemli 3 noktaya dikkat etmeniz lazım. 1.si nefesinizi derin derin alıp verip sakinleşmek, bu hedefe odaklamanız ve titretmeden atış yapmanız için çok önemli. 2.si tetik düşürmek denilen tetiği sıkmadan önce arasındaki boşluğu almak. Eğer almazsanız namlu sağ tarafa çekecek ve buda kurşunun hedefi bulmamasına neden olacak. 3.sü ise atışlarınızı tak tak tak diye peş peşe sakın yapmayın. Komutan ne kadar acele ettirirse ettirsin her atışınız arasında tekrar nefes kontrolü yapıp bedeninizi ve kafanızı sakinleştirip hedefe tekrar odaklamak olsun. Her atıştan sonrada tetik düşürmeyi sankın atlamayın, çünkü ilk atışta gürültü ve silahın tepmesi size garip gelirse tetik düşürmeyi çoğu kişi atlıyor ve 1. atıştan sonra hedefi ciddi manada saptırıyorlar.

Ama gene söylüyorum, bu sizi ürkütse bile çok rahatlatıyor.

Yürüyüş ve yemin töreni:



Acemilik kısa olduğundan bana göre komutanlar için en önemli iş iyi yürüyen asker. Çünkü yemin töreninde alayın en önemli komutanları, bazen şehrin valisi belediye başkanı vs.si oraya geldiği için iyi yürüyen takım iyi eğitilmiş takımdır algısı oluşturma çabası. Biz gittiğimizde bir uzman bize nasıl yürüneğini gösterdi tam biz ona alıştığımızda astsubay geldi şimdiye kadar öğrendiğiniz herşeyi unutun, asıl yürüyüş budur diye tören yürüşünü öğretti. İyice allak bullak olduk ama son 2 haftamızın büyük kısmı yürüş yapmakla geçti. Akşam yemeğini yiyoruz, bi yarım saat dinlenip hop stada inip tören yürüyüşü çalışıyoruz. İyi yürüyen bölük hemen staddan çıkıp dinlenmeye çekiliyor, kötü yürüyen bölük dönmeye devam ediyor. Ayaklarınızda bu çalışmalar yüzünden kısmı nasırlar oluşabilir, botunuza ortapedik birşeyler koymayı unutmayın.

4 tane marş öğretiyorlar size, Alay Marşı (yemin günü stada giderken söyleyeceksiniz), Asker Marşı (yemin etmek için masaya giderken söyleyeceksiniz), İzmir Marşı (yemin ettikten sonra yerinize dönerken söyleyeceksiniz) Akdeniz Marşı (yürüyüşünüzü yapıp staddan çıkarken söyleyeceksiniz). Birde stada ilk girdiğinizde Kıt a dur kısmında "Bayrağı bayrak yapan üstündeki kandır, toprak uğruna ölen varsa vatandır, Ayyıldız" diyerek durup yapacaksınız. İstiklal Marşı (zaten bunu hepiniz biliyor olmalısınız), amaaaa burada okulda söylediğimizden daha değişik söylüyoruz, birler okulda her mısranın son hecesini uzatarak söylüyoruz, örn: Şafak kelimesini Şafaak şeklinde uzatıyoruz, ama askerde Şafaaak şeklinde 3 a kadar uzatmanız gerekiyor. Bunda biraz zorlanırsınız ama birkaç kere toplu halde söyleyince alışıyorsunuz.

Tören yürüyüşümüze günlerce ses yayın üzerinden çalıştık, biz ses yayının düşük sesinden şikayet ederken tören günü bando getirdiler. Gördük ki onları sesi, ses yayından bile daha az çıkıyor. Bu yüzden şeref trübünü dışında bando neredeyse hiçbir yerden duyulmuyor, orada halk olduğu için ıslıklardan alkışlamalardan çok az duyuluyor. Günlerce çalışıp çok düzgün hale getirdiğimiz yürüyüşümüz tören gününde neredeyse berbat bir yürüyüşle sonuçlandı ve askerliğimizin acemilik dönemini Çok Şükür bitirip evimize geldik.

Not: Yukarıda bahsedilen marşları sayfanın en altında bulabilirsiniz.

İzin süreleri ve yol izni:



İzin kullanmayacaklar için yol izni:



Eğer izin kullanmayacaksanız size gideceğiniz şehir mesafesine göre bir gün veriyorlar. Örneğinin Balıkesir'den Diyarbakır'a verilen yol izni 2 gün. İstanbul'a 1 gün. Kısaca otobüs bir yerden bir yere kaç saatte gidiyorsa ona göre size gün veriyorlar. Bu rahatlıkla yetişebileceğiniz bir süre oluyor.

İzin kullanacaklar için yol izni:



İzin kullacağım diyorsanız yol izniniz maalesef yok. Yani size 1 hafta izin veriyorlar, bu 1 hafta askerlikteki izin sürenizden düşülüyor aynı zamanda bu sürede hem evinize hemde usta birliğinizi yapacağınız gere gitmenizde dahil durumda oluyor. Kısaca yol izni verilmiyor ve 7 günlük izninizin 2 günü yolda geçtiği için 5 gün izin yapmış oluyorsunuz.

Yol parası:



Yol parası izne gidilirken verilmiyor, sadece usta birliğinize gideceğiniz kısmın yol parası veriliyor. Örneğin izin kulanmadan ustabiliğinize giderseniz size bilet parası veriliyor. Ama izin kullanırsanız, örneğin Balıkesir'de askerlik yapıyorsunuz ve Ustabirliğiniz Ankara'ya düştü ama siz İstanbul'da izin kullanacaksınız. Bu durumda size sadece İstanbul'dan Ankara'ya gideceğiniz yolun parası verliyor.

Paralar ise ilk acemi birliğine gelirken PTT'ye yatıyor, Usta birliğine giderken ise Ziraat Bankası'ndan size hesap açıyorlar ve buraya yatırıyorlar.

Sosyal Faaliyetler ve Namaz:



Eğitim görmediğiniz her an gidebileceğiniz yer çok kısıtlı, ya gazinoda olmalısınız ya kantinde yada bölük önünde olmalısınız. Her bölüğün kendine ait gazinosu var. Bizimkisinde sadece 1 tanesinde digitürk vardı diğerlerin yoktu. Maçları izlemek biraz zor oluyor. Genelde yeşilçam filmleri izlemekle geçti bizim. Futbol, basketbol sahası var ama hafta sonu dışında oynamanız imkansız gibi. Kantinde langırtla playstation vardı, langırtı pek sevmem, playstation ise neredeyse hiç boş değildi, oynayamadım.

Namaz kılmak Balıkesir'de zor'a yakın birşeydi. Komutanlar namaz kılamazsın demediler ama Eğitim saatinde ise namaz kılmana komutanlar izin vermiyor, hemen kazaya bırak diyiveriyorlar. Ama abdestli olmaya çalışırsanız eğitimlerde 10-20 dk mola anları oluyor hemen o anda bir köşeye geçip kılın. Camimiz vardı, bazen kapalı bazen açık oluyordu. Kitliyorlar camiyi. Belki başka yerlerde açıktır. Ama tavsiyem muhakkak bir seccade götürün. Yoksa zorlanabilirsiniz. Benim yoktu kamuflajımı serip işimi görüyordum.

Benim acemilik eğitimim nasıl geçti?:



Senin askerliğin nasıl geçti derseniz askerliğimi yaparken çok zor geçiyor du ve yazacak çok dertli anılarım olduğunu düşünüyordum ama bitirip eve geldiğimde o sıkıcı günler bir anda geride kaldığı için düşünseniz aklınıza gelmiyor. Sanki normal bir acemilik yapmış gibi hissediyorsunuz.

Ama komutanlar ve üst devre nasıldı derseniz, üst devremizden hiç eziyet görmedik çok şükür. Yardımcı olmaya çalıştılar, iyi geçindiler bizlerle. Ama onları çileden çokça çıkardık. Uzmanlarımızın hemen hepsi iyi ve kafa adamlardı. Astsubaylarımızdan bazıları çok zorluydu yanlız. Mesela 1. Çavuş eğitim bölüğünde Piyade Başçavuş Gazi İlker Metinsoy diye bir astsubayımız vardı, bizi en çok zorlayan o oldu. Onun dışında fazla bir zorluk görmedik çok şükür.

Şimdi bu Cuma Usta birliğimize teslim olacağız İnşallah. Usta birliğimiz Ankara Çankaya Kara Harp Okulu Bakım Lojistik bölümüne çıktı. Sizlerden de orada olan varsa görüşürüz İnşallah.

 

ASKERLİKTE SÖYLENEN MARŞLAR



ALAY MARŞI



Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı
Al sancağı teslim etti, Allah'a ısmarladı
Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Arş ileri, marş ileri
Türk askeri dönmez geri (bu satır 1 defa söylenecek)

Yastığımız mezar taşı, yorganımız kan olsun
Biz bu yoldan döner isek namus bize ar olsun
Ne şereftir ölmek bize bu güzel vatan için
Yanar yürek yurt aşkıyla daima için için
Arş ileri, marş ileri
Türk askeri dönmez geri (bu satır 1 defa söylenecek)

ASKER MARŞI (GÜNDOĞDU MARŞI)



Gün doğdu, hep uyandık, siperlere dayandık
İstiklalin uğruna da, al kanlara boyandık.

Sandılar, Türk uyudu, ata cenge buyurdu,
Türkün asker olduğunu, dünyalara duyurdu.

Ülkemiz, Türk ülkesi, aşık eder herkesi
Üstümüzden eksilmesin al bayrağın gölgesi.

İZMİR MARŞI



İzmir’in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa

İzmir’in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdım
Öksüz yavruları bağrıma bastım
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa

AKDENİZ MARŞI



Yaslı gittim şen geldim
Aç koynunu ben geldim
Bana bir yudum su ver
Çok uzak yoldan geldim

Deniz, deniz akdeniz
Suları berrak deniz
Karşımda yar ağlıyor
Gideyim bırak deniz

Rüzgarlardan atım var
Şimşekten kanadım var
Göğsümde al yazılı
Gazilik beratım var

Deniz, deniz akdeniz
Suları berrak deniz
Karşımda yar ağlıyor
Gideyim bırak deniz

Askere Gidiyorum

Kategori:
-
Askere gidiyorum

Evet arkadaşlar, gün geldi çattı askerlik zamanına. Yarından itibaren Asker olacağım İnşallah. Piyade olarak Balıkesir Merkez'e acemilik görevine başlayacağım. Biraz geç oluyor askere gidişimiz ama nasip bugüneymiş. Kısa dönem zorlamadık ama genede geçmişte kurduğumuz bir işin facia ile sonuçlanması sebebiyle bizi askerliğini geç yapanlardan olma sıkıntısı verdi. İnşallah fazla zorluk çekmeyiz, gerçi uyumlu biriyimdir, çok zıt biri çıkmadığı sürece Allah'ın izni ile güzel güzel görevimizi tamamlayıp geleceğiz. Sizler yine sormak istediklerinizi gerekli konular altından sormaya devam edin, ben fırsat buldukça bilgimiz yettiği kadar cevaplandırmaya çalışacağım İnşallah.

Herkes hakkını helal etsin.

Askerlik Dertleri

Kategori:
-
İşte kariyerdi, açık öğretimi bitirmekdi falandı filandı diye habire askerliği tecillettim. Yaş geldi 25'e. Ama şimdide öyle bir sıkıntılı olduki bu askerlik. Çok can sıkar oldu. Hani lise bitince yaş 18 civarı oluyor. Liseden sonra insanın önünde 2 seçenek var ya 2 yıl aylak aylak dolanıcan askerliğe kadar yada üniversite okuyacan. İşe girmek meslek öğrenmek önünde çok büyük bir engel bu olay.

En çok istediğim şey şu askerlik yaşının 18'e inmesi. Çünkü bizde bu ara süre içerisinde kaldık. Boş boş dolacanıcama işe gireyim dedim. Girdikte, ama firma iyi bir firmaydı askerlik zamanı gelince dedim burada yerimi sağlama alayım sonra gideyim askere derken birde üstüne iş yeri açma fırsatı geldi, gelmez olaydı. Açtık 1 yıl kadar idare ederken piyasalarda bir daralma oldu 2006 civarında. İşle bıçak gibi kesildi vee bizde kapadık iş yerini. Ama o zamanda borç belası ile karşılaştık. Borcu ödeyip gideyim dedim bu kez ama yaş 23'lere gelince artık her firma askerliğini yapmış mı diye bakar oldu. Adam gibi bir işe giremedik 2 yıldır. Bi gir, bi çık derken bizim borç bir türlü bitmez oldu. Haliyle evde borcunu ödeyemediğimiz faturalarda bir açılıp bir kapanır oldu.

Ahh be askerlik ne dertli şeysin sen. Olsan olmuyor, olmasan hiç olmuyor. Senle napcaz bilemiyorum.

En sen olarakta evde netimiz kesildi. 1 aydır girip yazamıyorum bloguma. Ama sizlere dertli biri olarak tavsiyem eğer ünivertsi okumayacaksanız askerliğiniz gelene kadar öğrenmek istediğiniz meslek üzerine ufak bir yerlerde staj şeklinde çalışıp kendinizi geliştirin ve hemen askere gidip aradan çıkarın. Çünkü biz şuana kadar o kadar iş tecrübemiz oldu, kendimizi yetiştirdik ama gel görki meslek lisesinde aynı sınıfta okuduğumuz çevremdeki bir çok arkadaşım hiç meslek bilmemesine rağmen çok büyük firmalara başvurdular ve hemen mülakata çağrılıp işe alındılar. İşin birde acı tarafı gelip benden girdikleri iş hakkında onlara birşeyler öğretmemi istiyorlar, bunu nasıl yapıcam şunu nasıl yapıcam diye :((.